Dolar Yükselirse Ne olur İşte Sorunun Cevabı
Dolar yükselirse ne olur türkiyede daha önce dolar yükseldiğinde ne olmuştu bunlar inceleyelim.

Dolar yükselirse ne olur

Ekonomi gündemine damgasını vuran olay ise Merkez Bankası'nın 3 milyar dolar civarında bir arzla piyasaya müdahale etmesi oldu. Merkez Bankası'nın bu hareketi Türk Lirası'nın dolar karşısındaki düşüşünü durdurmayı amaçlıyordu ancak liranın gerilemesini engelleyemedi.

Merkez Bankası en son bundan iki sene önce, 4 Ocak 2012'de piyasaya direk müdahale etmişti.

Bunun yanında gelişmekte olan piyasalar bugün satış baskısıyla karşı karşıya kaldı. Satışlar, beynelmilel yatırımcıların rizikolu ülkelerden kaçmasının bir neticesi olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar ise liradaki düşüşün; içinde Türkiye'nin de bulunduğu ve yabancı anapara ve sıcak para girişine duyarlı olan   ülkelerinin bir müddettir karşı karşıya kaldığı bir rizikonun yansıması olduğunu belirtiyor ancak Türkiye'nin kendi iç siyasi gelişmelerinden kaynaklı olarak diğer dört ülkeden ayrıldığını da söylüyor.

"Kırılgan Beşli" olarak tanımlanan ülkeler Brezilya, Hindistan, Endonezya, Güney Afrika ve Türkiye.

"Kırılgan olan ekonomiye siyasi riziko ilave etti"

Hurriyet Daily News ve Yurt gazetelerinde ekonomi yazıları yazan Mustafa Sönmez, "Mayıs ayında Amerikan Merkez Bankası (FED) yeni para siyaseti izleyeceğine karar verdiğinde Türkiye benzeri ülkelerin hepsinde yabancılar yüzlerini Amerika'ya doğru döndüler. Dolayısıyla hepsinde dış kaynak meselesi yaşanmaya başlandı" diyor ve ilave ediyor: "Türkiye'de ana etken, zati kırılgan olan ekonomiye siyasi krizin ilave etmesi oldu".

FED, Mayıs ayında verdiği sinyalin hemen peşinden 18 Aralık'ta aylık tahvil alımını 10 milyar dolar azaltmış ve bu piyasaları negatif etkilemişti.

Sönmez, Merkez Bankası'nın bir gün önce piyasaya dolar satarak müdahale etmesine karşın doların yükselişinin durmamasını "çok vahim" olarak niteliyor.

Okan Üniversitesi İktisadi ve Yönetimsel Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taner Berksoy ise Merkez Bankası'nın müdahalesinin piyasada bir tesir yaratmamasını iç risklere bağlıyor: "Yargı sistemiyle oynuyorsunuz. Türkiye'ye gelecek adamın legal garanti ile ilgili güveni yok. Merkez Bankası burada bir şey yapamaz. Merkez Bankası getirisi, kuru hangi düzeye getirirse bu riski kapayabilir ki? Böyle bir şey olanaksız."

İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi İktisadi ve Yönetimsel Bilimler Fakültesi öğretim azası Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu da Türkiye ekonomisinin yapısal meselelerinin diğer dört ülkeye göre kırılganlığını ve dış yatırım ve sıcak paraya olan duyarlılığını arttırdığını söylüyor.

Kozanoğlu, "Türkiye ekonomisi bu benzer ülkeler arasında en fazla cari işlemler açığı veren ülke. Aralık rakamları belli olmamasına karşın 2013 seneninde 56-57 milyar dolar civarında olması bekleniyor." diyor.

Dışalım yapan firmalar nasıl etkilenecek?

Dövizin yükselmesinden en çok etkilenenlerin arasında dışalım yapan firmalar da var.

Türkiye'de üretilen malların imalatı için ihtiyaç duyulan hammadde ithalatının yanı sıra, doğrudan dışardan alınan ürünler de mevzubahis.

Senelik cirosu 7 milyon Türk Lirası olan YY Dışalım'ın sahibi Caner Taşlıyurt yurtdışından direk iç piyasada satılmak üzere mal dışardan alanlardan biri.

Dövizdeki artışın negatif tesirlerini şöyle sıralıyor: "Dolar kurundaki artış %20 olduğunda biz ücretlerimize %20 artış yapamıyoruz. Yapsak malın alınabilirliği düşüyor."

"Zora düşen firma çalışan sayısını azaltır"

Taşlıyurt bu arada tüketimin de düştüğünü gözlemlediklerini söylüyor ve cirolarının geçen sene aynı aya göre takriben %30 düştüğünü belirtiyor. Bu durgunluğun Aralık ayı sonundan ve Aralık sonundan itibaren yaşandığını ilave ediyor.

Bir krizin ön evrelerini yaşamaya başladık. 2014'ün ilk yarısında negatif büyüme rakamı ortaya çıkabilirMustafa Sönmez

Peki dövizdeki belirsizlik veya yükseliş devam ederse ne yapacaklar?

"Firmayı savunmak için ücretleri olabildiğince revize ederek, kâr marjını düşürerek sağlam durmaya çalışacağız. Fakat ithalatta yapılabilecek çok fazla bir şey yok. Şayet satışlarımızdaki düşüş devam ederse natürel olarak 18 kişiyi çalıştırma olanağı ortadan kalkar. Firmayı savunma altına almak için ilk yapılabilecek iş ne yazık ki istihdamın azaltılması oluyor." diyor.

Görüşlerini aldığımız Hayri Kozanoğlu ve Mustafa Sönmez de benzer bir rizikoya dikkat çekiyorlar. Dövizin yükselmesi neticeninde zora düşebilecek olan firmaların alacakları ilk önlemlerden birinin istihdamı düşürmek, diğer bir söylemle çalışan sayısını azaltmak olacağını söylüyorlar.

Liranın düşüşü kriz sinyali mi?

Peki bu sinyaller bir ekonomik krizin başlangıcı olabilir mi?

Sönmez, "Bir krizin ön evrelerini yaşamaya başladık. Kriz; ekonominin küçülmesi, negatif büyümedir, istihdamda daralma, işsizliğin artmasıdır. Türkiye bunları yaşamaya başladı. 2014'ün ilk yarısında negatif büyüme rakamı ortaya çıkabilir." diyor.

Kozanoğlu ise aynı fikirde değil. Dünya ekonomisinin 2007-2008 yıllarındaki global krizde, "krizin bulaşıcı" olduğunu gördüğünü ve "Türkiye gibi dünya ekonomisinde belli bir yeri olan bir ülkenin çok şiddetli bir kriz yaşamasını kimsenin istemeyeceğini" söylüyor.

Bununla beraber, "Türkiye'nin ekonomi siyasetini yönetenler bir kriz ihtimalinin üzerine benzin dökecek her tür hamleyi yapıyorlar." diyor.

Kozanoğlu'nun arayışı "Dış etrafların ekonominin rayına oturabilmesi için bir sonraki mertebede hamle yapabilecekleri" istikametinde.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları